Küresel emtia piyasalarının en önemli göstergelerinden biri olan Brent petrol, yaz aylarının sonuna doğru, özellikle Ağustos ayında, dikkat çekici bir değer kaybı yaşadı. Üç aylık istikrarlı bir yükseliş trendinin ardından, Ağustos ayını %6'lık bir düşüşle 67,37 dolardan kapatan Brent petrolün varil fiyatı, Temmuz ayına kıyasla yaklaşık 4,34 dolar geriledi. Bu keskin düşüş, piyasalarda küresel ekonomik büyüme ve enerji talebine yönelik endişeleri tekrar gündeme getirdi ve gelecek dönem beklentilerini şekillendiren temel unsurları ortaya koydu.
Yılın ortalarına doğru, küresel enerji talebine yönelik beklentiler oldukça pozitifti. Mayıs ayında, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump'ın Avrupa Birliği'ne yönelik planlanan karşılıklı gümrük tarifeleri için son tarihi uzatma kararı alması, uluslararası ticaret ilişkilerindeki gerilimi bir nebze hafifleterek küresel enerji talebi görünümünü güçlendirdi. Bu iyimser rüzgarın etkisiyle Brent petrol, Mayıs ayını bir önceki aya göre %2,6 artışla 62,60 dolardan tamamladı.
Haziran ayında ise piyasalar, ticaret diplomasisindeki yeni bir olumlu gelişmeyle canlandı. Başkan Trump'ın Çin ile bir ticaret anlaşmasına vardıklarını duyurması, dünyanın en büyük petrol tüketicisi ve ithalatçısı konumundaki bu iki ekonomi arasındaki ticari akışın artacağı beklentisini yarattı. Bu durum, küresel petrol talebinde önemli bir artış potansiyeli oluşturarak fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşturdu. Sonuç olarak, Brent petrol Haziran ayını %6,2'lik güçlü bir yükselişle 66,46 dolardan kapattı.
Küresel ticaret anlaşmalarına yönelik süregelen iyimserlik, ekonomik faaliyetleri canlandıracağı ve dolayısıyla petrol talebini olumlu etkileyeceği beklentisiyle Temmuz ayında da fiyatların yükselişini desteklemeye devam etti. Ancak Temmuz ayına damgasını vuran asıl unsur, jeopolitik gelişmeler oldu. Washington yönetiminin, İran ve Rusya'dan petrol taşındığı gerekçesiyle yeni yaptırımlar açıklaması, piyasalarda arz daralması endişelerini önemli ölçüde artırdı. Küresel enerji arzına yönelik bu kısıtlama beklentileri, Brent petrolün Temmuz ayını bir önceki aya göre %7,9'luk kayda değer bir artışla 71,71 dolardan tamamlamasına yol açtı ve üç aylık yükseliş serisini zirveye taşıdı.
Ancak, üç aylık yükseliş trendi Ağustos ayında çarpıcı bir şekilde tersine döndü. Bu dönüşün ardında yatan temel faktörler, hem ticaret savaşlarının yeniden alevlenmesi hem de mevsimsel talep zayıflıklarıydı. Amerika Birleşik Devletleri'nin Hindistan'dan gelen mallara uyguladığı gümrük vergilerini %50 oranında artırması, küresel ticaret gerilimlerinin devam ettiğine dair güçlü bir sinyal verdi ve bu durum, ekonomik aktiviteye yönelik endişeleri artırdı. Aynı zamanda, ABD'de yaz seyahat sezonunun sona ermesiyle birlikte yakıt talebinde doğal bir zayıflama beklentisi oluştu. Bu iki faktörün birleşimi, küresel petrol talebinin düşeceği yönündeki beklentileri güçlendirerek Brent petrol üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturdu. Sonuç olarak, Brent petrol, Ağustos ayını %6 değer kaybıyla 67,37 dolardan tamamladı ve Temmuz ayına kıyasla yaklaşık 4,34 dolarlık bir gerileme kaydetti.
Gelecek dönemdeki petrol fiyatlarına ilişkin beklentilerde, arz fazlası riski ön plana çıkıyor. Washington Arap Körfez Ülkeleri Enstitüsü Misafir Öğretim Üyesi Kate Dourian, yılın son çeyreğine yaklaşılırken küresel arz fazlası beklentisinin petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturduğunu dile getirdi. Dourian, petrol üreticilerinden oluşan OPEC+ grubunun üretim artışlarına rağmen fiyatların nispeten istikrarlı seyrettiğini ancak bu dengenin yılın son aylarında bozulabileceğini belirtti. Uzman, olası bir arz fazlası durumunda fiyatlarda zayıflama görülebileceği uyarısında bulunurken, ilerleyen dönemde piyasayı dengede tutacak kadar güçlü bir talebin olup olmayacağının fiyatları belirleyecek ana faktör olacağını vurguladı.
Dourian ayrıca, İran'a yönelik yaptırımların yeniden devreye girmesi veya Washington'un Rusya'nın enerji sektörüne daha sert yaptırımlar uygulaması halinde piyasa dengelerinin önemli ölçüde değişebileceğine dikkat çekti. Yıl boyunca fiyat oynaklığını artıran jeopolitik ve ticari belirsizliklerin etkisini sürdürdüğünü de ekledi, bu faktörlerin piyasa dinamiklerini belirlemedeki kritik rolünü teyit etti.
Uluslararası veri şirketi Primary Vision Network Enerji ve Ekonomi Analisti Osama Rizvi de benzer endişeleri dile getirerek, ilerleyen aylarda yalnızca ham petrol piyasasında değil, aynı zamanda ürün tarafında da arz fazlasının oluşabileceğini öngördü. Rizvi, küresel rafineri faaliyetlerinin mevcut durumda çok yüksek seviyelerde olduğuna işaret ederek, bu yüksek üretimin yeterli talep ile karşılanmaması durumunda stokların artış göstereceğini belirtti. Analist, Avrupa'da elektrik üretimi nedeniyle artan dizel talebinin fiyatlara bir miktar destek sağlayabileceğini kabul etmekle birlikte, esas belirleyici unsurun Çin'in stok iştahı olacağını vurguladı.
Osama Rizvi, genel beklentisinin fiyatların dar bir bantta seyretmesi yönünde olduğunu ifade etti. Rizvi, piyasaların 70 dolar civarında konsolide olmak yerine, 50 dolar seviyelerine doğru gerileme ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirterek, gelecekteki fiyat görünümüne ilişkin karamsar bir tablo çizdi. Bu durum, küresel ekonomik büyümedeki yavaşlama ve ticaret savaşlarının enerji talebi üzerindeki olumsuz etkilerine dair endişeleri pekiştirdi.
⚖️ Yasal Uyarı:Bu içerik yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz. Yatırımlarınızla ilgili kararlarınızı kendi araştırmalarınız ve risk profilinize göre almanız önerilir.
Brent petrol